anneannem

4 Ocak 2009 Pazar - - 4 Comments

uzun zamandır yazmak istediğim biri anneannem. gençliği hakkında çok detaylı bilgim olmasa da, zor bir hayat yaşadığını biliyorum. sekiz çocuk doğurmuş; dört erkek dört kız. ayrıca dedemin başka bir kadından bir oğlu olmuş ve onu da bağrına basmış. böylesine güçlü bir kadın. okuma yazma bile öğrenememiş, eğitim alamamış ama kendini çok iyi eğitmiş biri. dedem öldüğünde, en küçük çocuk olan annem yedi yaşındaymış. pek hatırlamaz annem dedemi. anneannemin ona nasıl hem annelik hem de babalık yaptığını anlatır hep. benim içinse o, asıl annedir. ben on civarı bir yaşa gelene kadar annem çalıştığı için anneannem baktı bana. emeği geçen çok önemli birkaç kişi daha var ama anneannem apayrıdır. bir keresinde şöyle bir cümle kurmuştu; "sekiz, hatta dokuz çocuğum oldu. onlarca torunum var ama fırat benim için bambaşka. en çok onu severim." işte böyle bir sevgi. annem bana ne zaman kızsa, anneannem ağlardı yerime. belki de bu yüzden ağlamayı öğrenememiştim ben.
1 Ocak 2001... anneannemi cennete uğurladık. ağlamamıştım yine de, güçlü duruyor ve o yaşımda boyumun yettiği her işe koşturuyordum cenaze evinde. ta ki 4 Ocak 2001'e kadar. içimde dolup taşan bir şeyler vardı, bir daha onu göremeyecek olmak. işte asıl an buydu, sanki bir yerlere gitmiş geri gelecek gibi gelmişti o ana kadar. bir daha onu göremeyecek, sarılıp öpemeyecek olduğumu anladığım anda döküldü gözümden seller. annem yanımdaydı, güçlü duruyordu. sarıldık, dakikalarca ağladık birlikte. gecesinde rüyamda gördüm onu. hiç konuşmadı, sadece bakıyordu bana. her zaman baktığı gibi; hayranlıkla. gözlerinde bir parıltı ile, ışık saçarak ve gülümseyerek. bense haykırıyordum, koşup sarıldım. kokusunu içime çektim, ilk defa onun karşısında ağlıyordum bebekliğimden sonra. aklımda onun söylediği o kadar çok cümle var ki... hayatımın her anında onun öğütlerinden yararlanıyor olmak bana her defasında onun ne kadar bilge bir kadın olduğunu anlatır. onu öyle güzel dinliyormuşum ki; benim hayatta inandığım şeylerin neredeyse hepsi onun inandığı şeyler. onun sözleri bana her zaman doğru gelirdi. doğrulardı da, saf bir şekilde hayatı anlatırlardı. dinine düşkün biriydi, hacıydı. inançları öyle kuvvetliydi ki; onun yanında tanrının güvenini hissedebilirdiniz. söylediği başka bir şey geldi aklıma uyandığımda; eğer ölen birini rüyanda görürsen ve o hiç konuşmazsa, gerçekten o seni görmeye gelmiş demektir. durgun bir şekilde uyanmış olmama rağmen tekrar başladım ağlamaya. 4 Ocak'tı, bugün gibi.
çok özlüyorum anneanne. bayramda mezarına geldiğimde, oraya her gelişimde olduğu gibi yine boğazımda düğümlendi içimdeki özlem. acıttı boğazımı, gözlerimi kıstım da duruldum. yine içimden konuştum seninle, sular döktüm; çiçekler ektim. teyzem vardı yanımızda, almanya'dan gelmişti bayram için. o yine ağladı, annem yine güçlü durmaya çalıştı kızarmış gözleriyle. benim gibi; yine karşında ağlamadı kızın. kendine benzettiğin, şımarttığın o güzel kızın... mermerleri sevdik, sanki tenine dokunur gibi. toprağına sürdüm elimi, saçını okşar gibi. hiçkimse senin kadar içten değil be anneanne. senin sıcaklığın öyle güzeldi ki; şimdi hiçkimse sıcak gelmiyor. ne doğru düzgün dostluklar kurabiliyorum, ne de akrabalarımla aramı iyi edebiliyorum. çok özledim. beni izlediğini düşünüyorum hep, izliyorsundur da. sen asla yalnız bırakmazsın ki beni; bırakamazsın. yine sen koruyorsun kötülüklerden beni, biliyorum. hissediyorum. sekiz yıl sensiz, yine de seninle geçti. asla unutmadım sözlerini, bana verdiğin dersleri. küçücük halimle, bana kocaman bir adam gibi davrandınız annem ve babamla birlikte. işte şimdi yirmi iki yaşında kocaman bir adamım gerçekten. bende değişen bir şey yok. sadece içimde, haddinden fazla bir özlem var. bütün dertlerimi unutabileceğim, dizinde uyuyabileceğim sen yoksun diye. inan kırk yaşıma da gelsem ve sen olsan, ben yine o adam yerine koyduğun bebek olur ve uyurdum dizlerinde. bana en çok huzur veren yerde.
4 Ocak bugün anneanne. sekiz yıl sonra; yalvarıyorum yine gel. bir kez daha sarılayım sana. doyamadan, kısacık bir huzur. çok özledim anneanne. unutmadım; ne kokunu, ne de gözlerindeki sevgiyi.
yalvarıyorum yine gel!

This entry was posted on 06:46 You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

4 yorum:

OpethMania dedi ki...

Mrhaba başın sağolsun diyorum..üzülme...Bende sadece dedelerin nenelerin gerçekliğine inanmışımdır diğer türlü insanlar bana gerçek değilmiş gibi yapaymış gibi hissi veriyor ne diyim Allah başımızdan eksik etmesin onları...

Camilla dedi ki...

hayat hep böyle gelip gececek işte canım, birilerini kaybederken, baskalarını kazanacaz düse kalka dewam etcez yasamaya..

Siminya dedi ki...

sana en güzel şeyi bırakmış, arkasından sevgiyle yadedilmeyi. Ölüm kaçınılmaz olsada giden için değil kalanlar içindir ölüm :(

deliyimben dedi ki...

opethmania; teşekkür ederim. onların daha gerçek gelmeleri sanırım daha çok şey yaşamış ve bilgi dolu olmalarından kaynaklanıyor. uzun ömürler yaşasınlar evet..

camilla'm; sen de haklısın. farkındayım, biri gidiyor başkası geliyor. sadece ölüm için geçerli değil bu; sadece hayat döngüsü işte.

siminya; düşünüyorum da; bu dünyadan göçen birinin isteyeceği başka bir şey olamaz sanırım. dediğin gibi; o sevgiyle anılıyor ve bu çok güzel bir şey. acısı konusunda da, malesef bizeydi onun ölümü evet =(