kaybetmek

8 Ocak 2009 Perşembe - - 6 Comments

doldurun kadehlerinizi! ben geldim. içmemiz gerekiyor, yarın uyandığımızda dünümüzü hatırlamayacak kadar içmemiz... sonra gülümsemeliyiz, hiçbir şey yapmamışcasına! kötü düşüncelerle alkası yok bunun. suç da değil. benim meselem hatırlamakla. dünün içinden çıkamayanlarla. yarını düşünenlerle. doldurun kadehlerinizi! ben sizin kadehinizdeyim şimdi. ilk yudumdur hatırlanan ve son yudumdur damakta kalan. nasıl? beğendiniz mi ilk yudumunuzu. öyleyse şimdi başlayın kadehi bitirmeye, bırakın kadehin içindeki düşüncelerinizde dolansın. siz yarın hiçbir şey hatırlamayın.
kızgın mıyım? hayır, lütfen öyle düşünmeyin. olumsuz yöne çekilecek hiçbir his barınmıyor şimdilerde bende. iyi mi bu? hiçbir zaman iyi olduğunu söylemedim ki. yine duyamayacaksınız bunu benden. çünkü bilirim; hep iyi düşüncelere sahip bir insan bulursanız, emin olabilirsiniz ki o insan dünyanın en mutsuz insanıdır. neden mi? çünkü farkında değildir kötülüklerin ve bilinçsizce iyi düşüncelerle donatılmıştır. yediği kazıklara bile güler, inanır her söylenene. onun beyni kötülük diye bir kavramı tanımaz, bu nedenle kötüyü de iyi sanar. mutsuzdur, mutsuzluğu da bilemez ve karnındaki sancıyı bile heyecanından sanar. oysa kalbindeki çarpıntının nefessizlikle alakalı olduğu gün ışığı gibi kesindir.
ben şimdi nerede miyim? her zaman olduğum yerde. parmaklarım, düşüncelerim, gözlerim ve tabii ki kelimelerimi üreten ruhum aynı yerde. sabit bir dünya yaratmayı isteyip durduğumu biliyorum, bu yüzden değişkenim ve bu yüzden hareket ediyorum. yavaş yavaş, çok ağır adımlarla. her gün aynı yerlerde dolanıyorum. tıpkı dünya gibi. eğer dünyadan sabit olmasını isteyecekseniz, onun dansına ayak uydurmanız gerekir. o durmaz, ben de onun ritmine göre hareket edersem işte o zaman sabitleşebilirim. bir arabanın içinde giderken dikkat edin, eğer aynı hızda gittiğiniz bir başka araba varsa size duruyor gibi gelecektir.
henüz sarhoş olmadınız, alkol oranım sizi etkileyecek kadar çok değil. ben sadece ortamı güzelleştirmeye çalışıyorum şimdi, bazen güzel bir ortamda su içerek bile sarhoş olmaz mıyız hepimiz?
insanlar kaybediyor. her kaybettiği bir ders oluyor ve bir sonrakinde farklı bir nedenden kaybediyor. sanırım sahip olduğumuz en masrafsız eğitim budur. yine de kaybederiz ama kaybetmekten bıkmayız asla. yine kaybedeceğimizi bile bile oyunlar oynarız. bana sonu olmayan bir tek şey gösterebilir misiniz? işte bu yüzden mutsuzluktur en güzel oyun. kaybettiğimizde en çok sevindiğimizdir.
ben mutsuzluğumu da kaybettim bugün. duyduğum melodileri de, duyamayacağım onlarca melodiyi düşünerek. her şeye sahip olamıyoruz, bu nedenle vazgeçtim elimdekilerden. bir insan sonu olduğunu bile bile mutlu oluyorsa eğer, durup düşünmeli ve sonunda gelecek olan durgunluğu ya da mutsuzluğu da sevebilmeli. çünkü her biten oyun yeni oyunların habercisidir. bilirsiniz ki birçok defa daha oynayıp kaybedicez. öyleyse kazanan kim? bilmiyorsunuz aslında, kazanan yok. tanrı bile hergün kaybediyor. hem de bizden çok. onun yenildiği kim öyleyse?
başıboş görünen sokakların bile bir galibi var aslında. gece olsa bile sokak kedileri belki de, ya da yarasalar. belki sadece kaldırımları vardır. kaldırımsız kalacak kadar yenik bir sokak görseniz bile orada sadece karanlık olduğunu bilirsiniz ve karanlığın kazandığını ilan edebilirsiniz. yalnızlık diye bir şey yok, sadece sana benzeyenlerden kaçmaktır yalnızlık. kaçabilmektir belki de, kaybetmelerin güzelliklerindendir. arkadaşlarınız olunca çünkü yanınızda, onları kaybetmek daha kötüdür, bu yüzden hiçbirimiz arkadaşlarımızı kendimizden öteye koyamayız. ailemiz mi? onları bile! aksini düşünen varsa sadece kendini kandırır. çünkü o yalnızken bile kendi nefesiyle yüzleşmek zorunda olduğunu bilemez.
hayır, hiçbir arkadaşımı kaybetmedim bugünlerde. aksine onları kazanmak için çabalıyorum. daha fazla sevmek, sevilmek. onları bir daha asla kaybetmemecesine kazansam bile ölümün kazanacağını biliyorum en sonunda. bu nedenle yine kaybetmeye teslim oluyorum, onun üstünlüğünü en başından kabulleniyorum. öyleyse bile bile mi mutluyum ben? farkında mıyım? hayır bu da değil. çünkü farkındalık; asla heyecanı olmayan bir oyundur. nereye gittiğinizi bilir, bazen buna engel olur bazense sadece sürüklenirsiniz. farkındaysanız eğer, tanrının kaybedişi gibi bir şeydir sizin kaybedişiniz. en kötü ihtimalle; kazanmayı kaybedersiniz. tıpkı kendi yazdığınız bir bilgisayar oyununu oynamak, ya da senaryosunu yazdığınız bir filmi izlemek gibi. bunlar kazanılamaz, çünkü biraz sonra ne olacağının farkındasınızdır, bunu en iyi siz bilirsiniz. yarını bilenlerden olmayı asla sevemedim. bildiğim şeylerle ilgilenmedim bu yüzden. sadece düşünmek benimkisi, olasıkları gözden geçirip kaybedeceğimi bilmek. kaybetmeyi sevmek. inanın bana, hepiniz kaybetmeye olan aşkınız sayesinde seviyorsunuz sevdiğiniz her şeyi. teker teker, bütün sevgilerimiz kaybetmeye olan esirliğimiz sayesinde varlar. bana kaybetmekten korkmadığınız bir saniye söyleyin. gerçekten korkmamak! yalnızlığı seven insan bile yalnızlığını kaybetmekten korkar.
yapmayın, asmayın suratlarınızı. biliyorum hepinizin suratı asık. bana hak verdiğinizden ya da bana katılmadığınızdan dolayı. iki sonuçta da asıyorsunuz suratlarınızı. tıpkı kaybetmeyi bazen kazanmak olarak nitelendirdiğiniz gibi. şimdi kaybettiğinizi ya da kazandığınızı söylüyorsunuz. ya da oyunuma hiçbir zaman dahil olmadığınızı veya olmayacağınızı. bense biliyorum ki sizin de bir oyununuz var ve o oyun bittiğinde mutlu da olsanız bir şeyleri kaybetmiş olacaksınız. mutsuzluğu kaybetmek kavramını hatırlayın. beni yenemezsiniz, çünkü ben kaybedebilmeyi kazandım bugün. hem de hiçbir şeyi kaybetmediğim bir günde. ne kadar garip değil mi? biliyorum, yarın kaybetmeyi de kaybedicem. çünkü hayatımda belki de ilk defa; ben bugün kazanmış hissediyorum.
şimdi açın gözlerinizi. uyanın yeni bir güne. damağınızda bir süre sadece durup, düşünüp; hayattan bilmemkaç saniye kaybetmenin tadı var. son yudumumun tadı. kaybetmeyi içtiniz bugün.

This entry was posted on 04:55 You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

6 yorum:

votkaportakal dedi ki...

"..yine de kaybederiz ama kaybetmekten bıkmayız asla. yine kaybedeceğimizi bile bile oyunlar oynarız."

Ne de güzel söylemişsin..Ve işin açıkçası haklısın da..
Bu hep böyledir ama niye böyledir bilinmez..

ben dedi ki...

çok fazla şey buldum kendimden içinde. çok başarılı olmuş söylemesem haksızlık etmiş olacağım hissine kapıldım... :)

Camilla dedi ki...

ben bu yazının gerceğini istiyorum tamam mı:) icecez sen ben ali yalcın da gelsn, sen böle konuscan ben de icecem(:

Venüs; dedi ki...

pozitif düşünce paçalarından akıyo be anam :D

Mrs. Baros dedi ki...

çok güzel yazmışsın(=

kevin meloy dedi ki...

güzel bakış açısı adamım.
herkesin kaybettiğini sen bulmuşsun.
;)